Bir Genç Hanımla Çıkmak

İnsanların özgeçmişlerine aldırmadan, onları görünüş ve davranışlarına bakarak yargılamak doğamızda var. Oysa herkes kişisel tarihini oluşturan birçok farklı deneyimin ürünü. Bu deneyimler yıllar içinde düşünce ve davranış biçimlerimizi şekillendirir. Gençken yeni şeyler denemeyi severiz. Bu yüzden çoğu zaman davranışlarımızda tutarlılık yoktur. Bir miktar başkaldıran bir tavırla yolumuzu bulmaya çalışırız. Derken olgunlaşmaya, insanlarla ilişki kurarken bir yandan da kendi ilkelerimizi ve iş yapma biçimlerimizi, prensiplerimizi geliştirmeye başlarız. Ülkeler de kendi ekonomileri ve kültürleri bakımından benzer yollar izlerler. Bu süreç de onların iş kültürünü şekillendirir. Bazı ülkeler, liberal ekonomileriyle uluslararası ticaret arenasında uzun bir faaliyet geçmişine sahiptir. Onların sistemleri, ilkeleri ve altyapıları bu deneyimler doğrultusunda oluşmuş ve şekillenmiştir. Gelişmiş ”ülkeler” —şu günlerde içinden geçtiğimiz bazı temel değişimlere rağmen— bankacılıktan ticarete kendi farklı güç sahalarındaki ana yapıları ve kuralları belirlerler. Bir de “yeni gelenler”, yani gelişmekte olanlar vardır. Bunlar tıpkı gençler gibi davranır, kendisine doğruyu yanlışı gösteren ve ancak kurallara uyarsa oynayabileceğini söyleyen yetişkinler arasında yer edinmeye çalışırlar. Son kriz ve yeni “ekonomilerin” yükselişi bu dengeyi biraz değiştirdi ve gençler sesini yükseltti, fakat iş yapmanın genel kuralları aşağı yukarı eskisi gibi. Gelişmiş ülkelerin kültürel davranışlarında da şimdilik herhangi bir değişim söz konusu değil. Gelişmiş ülkelerden gelen yabancı iş insanları Türkiye’de iş yapmanın farklı yollarına yönelik acımasız hükümlerde bulunduklarında ülkenin yaşını ve kültürel arka planını göz ardı ediyorlar. Türkiye ekonomisi 1984’de kısmen liberalleşti ve bu süreç hâlâ devam ediyor. Dolayısıyla şu her zaman akılda tutulmalı: aslında Türkiye'de, ebeveynlerinin kapalı ekonomi yıllarının gelenekleriyle büyüyen, aralarında olmaktan hoşlandığı fakat bir miktar da çekindiği yeni liberal arkadaşları arasında kendi yolunu bulmaya çalışan, “genç” bir hanımla karşı karşıyasınız. Ondan başkalarının dayatmalarıyla hareket etmesini bekleyemezsiniz. Aksine, eğer olumlu ve anlayışlı bir yaklaşım sergilerseniz, onunla iş yapmanın ve idarenin yeni yollarını keşfedebilirsiniz. O genç bir kadın olarak kararlarını verirken ailesine fazlasıyla bağlıdır, dolayısıyla ailenin reisine danışmamasını bekleyemezsiniz, ama ailesine sizin ne düşündüğünüzü anlatmasına yardımcı olabilirsiniz. Tecrübe, statü, geçmiş, en az başarı kadar saygı duyduğu değerlerdir. Kimi kişilerle çok iyi bağlantılıdır ve sizin hayal bile edemeyeceğiniz kadar çabuk enformasyona ulaşıp çözümler üretebilir. Ancak bu durum, karar süreçlerinde onu oldukça dışa dönük, ilişki yönelimli ve duygusal yapmaktadır. Birçok işi bir arada yapabilir, fakat bu, kendisine önceliklerini hatırlatmadığınız takdirde her faaliyetin son bitiş tarihini kaçırabileceği anlamına gelir. Eğer ona geç kaldığında ne kadar çok endişelendiğinizi söylemezseniz toplantılara geç kalması çok muhtemeldir. İçsel kontrole ve planlamaya inandığı kadar sürekli değişen dış koşullarla uyum sağlamanın önemine de inanır. Saygın bir genç kadın olmak ve babasıyla iyi ilişkiler geliştirmek —bizim durumumuzda bu hükümettir— başarının anahtarıdır. Aksi takdirde sizin birlikte çıkalım talebinize izin çıkarmak mümkün olmayabilir. Sonuç olarak Türkiye, geçmiş deneyiminize ve kendi iş kültürünüze güvenerek hep haklı olduğunuzu düşünmeden ve patronluk taslamadan iş ilişkisi kurmayı becerebilirseniz, sizin için harika işler başarabilecek sürekli büyüyen çalışkan, enerjik, genç ve çekici bir bireydir.